26 Kasım 2008 Çarşamba

Ah.....Ah!!!!!



Hepimizin bildiği, konuştuğu, merak ettiği komplo teorileri var ya hani! Asıl x değilmişte y'nin adamı d'imiş... Truva gibi içten feth edeceklermiş partiyi... Herşey planlı programlıymış... Mışları muşları bilmem. Biz A adam B adam için sevmedik, inanmadık CHP'ye. Her dönem renk değiştirenlerden de değiliz. Tek adama inandık, Mustafa Kemal Atatürk'e. Onun vizyonunda yürüyoruz, ilerliyoruz. Onun CHP'sinin peşindeyiz, hem Cumhuriyet hem de halk çocuğuyuz. Sayın Genel Başkan'ın tutumu beni ve çevremdeki Chp'lileri son derece rahatsız etmiştir. Küsmek mi? Asla, tam tersi, daha çok asılmak, mirası daha iyi korumak için, harekete geçmek için bir dönüm noktası olmuştur bu son anlamsız çıkış...

10 Kasım 2008 Pazartesi

4-1 Kere Maşallah


Kutsal topraklarda değişen bir şey yok, gelenek devam ediyor. Fenerbahçe'nin ölüsü bile Kadıköy'de tarifeyi değiştirmiyor. Galatasaray kalecilerinin 4 ve üstü gol yeme hastalığı da devam ediyor. Bu arada Emre Aşık kendi seçimiyle GS formasıyla gerçek Fenerli olmayı tercih etti, onu da bu radikal kararından dolayı kutluyorum. Hani oyunlarda yenildikçe önümüze hep çıkan bir yazı vardır ya, game over, try again...

Seni Çok Özlüyorum


İş yerinin camından dışarı doğru bakıyordum saat acımı 5 geçe, kendimi bildiğimden beri hep o saatte durduğum gibiydim, başım öne doğruydu. Yol TEM yolu olsada bekledim bütün arabaların sağa çekip durmasını, ben öyle öğrenmiştim o andaki davranış şeklini. Artık insanlar sanırım eskisi gibi duyarlı değil ya da bana mı denk geldi bilmiyorum. Koşuşturmacanın, mücadelenin, hayatın durması gerektiği bazı anlar vardır, işte 10 Kasım saat 9.05 tam da o anların başında gelir. Hiç değilse 1 dakikalık saygıyı göstermeyen TEM yolu üzerindekilere benden kocamaaan bir sitem.

29 Ekim 2008 Çarşamba

Gidin, izleyin, izlettirin bir daha gidin...


Çok anlamlı bir zamanda geldi Mustafa filmi. Güney Doğu'da Türk bayraklı evlerin camların kırıldığı, üniversite önlerinde "anadilde" eğitim haklarının istendiği, bölücü terör örgütü başına sözde kötü muamele yapıldığını öne süren TBMM sınırlarında cirit atan teröristlerin halkı ayaklandırdığı bir dönemde geldi Mustafa. Hoşgeldi, umarım Recep İvedik'i, G.O.R.A'yı defalarca izleyenler Mustafa'ya da gereken özeni gösterirler... Tüm zamanların en çok izlenen filmi olması gerekiyor, öyle olmalı. Hiç değilse birileri farklı şekillerde de olsa "biz buradayız!" demeli...

5 Ekim 2008 Pazar

Çürük Elma


İnsanoğlu hayatının her döneminde bir şeye anlam yüklemek ihtiyacında hissetti kendini. Her şeyin bir anlamı olmalıydı. Bir neden aradı her yaptığında, çünkülerle savunulacak, anlamlaştıracak ve inanacağı güçlü bir olgusu olacaktı ve böylece kafasındaki boşlukları doldurabilecekti. Aradığımız gücü yeri gelir bilimde yeri gelir aile bağlarında yeri gelir Tanrı’da buluruz biz. Şimdi bir düşünün ne kadar çok şeyi bir nedene bağlayabiliyoruz… Her şeyin bir anlamı olmalı değil mi?

Peki ya yoksa bazı şeylerin anlamı. Ya da çünküleri çok saçma çok basit ve komikse. Mesela terör, nasıl anlatacaksınız terörü? Nasıl anlamlandıracağız? Teröre kurban ettiği yavrusuna ağlayan annelere oğlunuz öldü çünkü….. eee ne diyeceğiz??? Kader mi? Alın yazısı mı? Güldürmeyin beni… Sahi ya bizim Başbakan’ın oğlu nerede yaptı askerliğini???

Bu Arada...


Anaokulu hiç sevmeyerek Ayışığı'nda okudum...
İlkokulu Hiç sevmeden Ayazağa Işık Lisesi'nde okudum... Çok başarısızdım matematikten hep "geçer" alırdım "orta" bile olamamıştım...
Işık'ın Ortaokula geçiş sınavında sondan bilmem kaçıncı oldum ve Şişli Terakki'nin (nasıl olduysa) sınavını kazanarak Terakki'ye geçtim...
Şişli Terakki'yi de hiç sevmedim...
Orta-2 de 5 kırıkla bir kere kaldıktan sonra ikinci orta-2'imde 6 kırık getirmeyi başararak okuldan alındım ve Günaydın Lisesinde orta-2 yi bitirebildim... (Günaydın'ı bilen bilir)
Orta-3'ü şimdilerde otopark mafyasının yaktığı söylenen Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulunda ite kakaaa bitirdim...
Lise hayatımı tekrar yoğun istek üzerine Günaydın Lisesinde bitirdim...
Bu arada Günaydın Lisesi'nin bütün rahatlığına rağmen orayı da hiç sevmedim...
ÖSS'de düşük puan almama rağmen Baba'mın doğru yönlendirmesiyle (ki bu zorla aldırdığı kararın daha sonra ne kadar doğru olduğunu gördüm...) Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi Bölümünü özel yetenek sınavıyla kazandım...
Bölümümün adının uzunluğuna yakışır şekilde ingilizce hazırlık dahil 6,5 senede oradan mezun oldum...
İlk iki sene Üniversiteyi de hiç sevmedim ama sonra sanırım "DANK!! Etti"
Son dört senem boyunca bölümümde en sevilen, her işe koşan, her taşın altına elini sokan, en başarılı öğrenci asla olamayan ama en başarılı öğrenciden bile daha aranan bir adam olarak 20 senelik eğitim ve öğretim hayatımı sonlandırmış oldum...
Mezun olur olmaz askere gittiğim için mezuniyet törenim için izin kullanıp İstanbul'a geldim, nasılıım???

not: Okulu hiç bir zaman sevmedim, ama sorunun okulu sevmekle hiç bir alakası olmadığını anlayınca işler hızla değişti... Başarısız öğrencilere her zaman bir şans daha tanıyın, hala sınıfta bırakmaya feci karşıyım!!

Love Lockdown!!!


Adamım yine yapmış yapacağını, önümüzdeki günlerde çokça duyacaksınız bu yeni hiti, en iyisi siz şimdiden dinlerken sesi sonuna kadar açın ve başınızla ritme ayak uydurun...

4 Ekim 2008 Cumartesi

Yeter Artık!!!


Söylenecek söz mü kaldı? Bizim buralarda isyan etmemiz bir yere kadar, yetkililer ne zaman harekete geçecek? Ne zaman bu anlamsız, bu sonuçsuz vahşete bir çare bulacaklar?? Daha kaç ocak sönmeli?


not: görsel www.antu.com'dan alınmıştır.

2 Ekim 2008 Perşembe

Geldim!!


Nisan'dan bu yana vatani görevimi yaptığım için yazamıyordum. Bundan sonra tıpkı eskisi gibi ilginç bulduğum konularda yazmaya devam... Kendi kendime hoş geldim!!

31 Ocak 2008 Perşembe

“Mr. 4th Quarter”


Ray Allen "get it to Turk" diye bağırdığını söylüyor Hedo son saniye üçlüğüyle Boston'u yıkmadan önce. Hedo bu sezon 20+ sayı ortalamasıyla koltuklarımızı kabartmaya devam ediyor. Bundan sonra ALL-STARR olsun veya olmasın hiç fark etmez, oralara aday bile gösterilmesi ve NBA'de oyunsal anlamda karakterinden dolayı bir lakabının olması bile olaganüstü bir durum.

16 Ocak 2008 Çarşamba

Siyasi KİM?lik




Bu Ülkenin Başbakanı, ne zaman yurtdışına gitse bomba demeçler vermeyi çok sever kendisi. Yine böyle bir gezide İspanya'da en sonunda ağzından baklayı çıkardı, hırsla, gözlerini büyüte büyüte, suratında anlamsız bir sırıtışla türbanı öyle ya da böyle serbest bırakacağız dedi. Açlık, işsizlik, dibe vurmuş ekonomi, cari açık, susuzluk, trafik, AB çıkmazı gibi ufak sorunların arasında tabikide türban gibi gelişmiş ve çağdaş toplumların en büyük sorunuyla uğraşmak bizim Başbakanımızın en önemli meselesi olmalı. Çağdaş Türk kadını, kendine bir kimlik bulmak için güçlünün, popülerin yanında durarak onlardan bir medet umma, çünkü bu zihniyet seni beş sene sonra bir madde yerine koyacak.

15 Ocak 2008 Salı

Yazmı YORUM


Daha doğrusu yazamıyorum, hergün malum rutin muhafazakar renkli gelişmelerden dolayı içim daha da kararıyor. Bunalımda değilim, isyanlardayım. Bak yine sinirlendim, ben spora gidiyorum...